
Müzik hakkında artık daha az şey bildiğinizin farkında mısınız? Bir şarkının bestecisini, söz yazarını bilmediğinizi fark ettiniz mi mesela? Neden önceden erişilebilir olan bu bilgiler, artık internete rağmen çok daha az karşımıza çıkıyor?
Yazının sonunda söylemem gereken şeyi başında söyleyeyim:
Streaming servisleri, bizi müziğin ‘neliğinden’ koparıyor. Kime ait olduğunu, ne zaman, nerede, nasıl ve kimlerin emeğiyle kaydedildiğini bilmediğimiz şarkılar silsilesi içinde sürüklenip duruyoruz ve bu duruma dair çözüm üreten neredeyse kimse yok. 10–20 liraya edindiğimiz ‘dünyanın bütün müziği’ lüksü, elimizden önemli şeyleri aldı. Örneğin, müziğe olan hakimiyetimizi ve hatta bağlılığımızı…
Kafama takılan cevapsız bir soru
2019 yılının Haziran ayında, o zaman Milliyet.com.tr için çalışırken, kafamda bir soru belirdi. Yahu, ben önceden bir şarkıyı kimin bestelediğini, popüler bir şarkı sözünün kime ait olduğunu nasıl biliyordum?
Sorunun cevabı basit… Eskiden, müziğe fiziksel olarak sahiptik ve aslında eserlere düpedüz temas ediyorduk. Oysa şimdi, böyle bir şey yok. En son ne zaman müzik CD’si aldınız? Arabanızda nasıl müzik dinliyorsunuz? Arabanızda dinlemek için aldığınız müzik CD’sinin ‘booklet’ini (Kitapçık. Şarkı sözleri, besteci, söz yazarı gibi bilgiler bulunur, güzel fotoğraflarla süslenir) incelediniz?
Benim buna cevabım “Yıllar önce” değil. Zira bir yandan kaset, bir yandan plak biriktiriyorum. Bu nedenle, eğer yalnızca streaming servisinden dinlediğim bir albümden bahsetmiyorsak ve ben fiziksel olarak o albüme sahipsem, albümdeki tüm şarkıların ‘bilgisine’ de sahip oluyorum. Yahu, bu tür bilgiler bir ara seksi bile sayılırdı. Şimdi ne bize müziği ulaştıranın umurunda ne de bizim umurumuzda.
Doğan Hızlan tipi bir huysuzluk ve “Nerede o eski müzikler” kaygısı içinde değilim. İhtiyacım olduğunu düşündüğüm, dinlediğim şeyin ne olduğunu ve kim tarafından üretildiğini bilmek isteyen sıradan bir dinleyiciyim sadece. Fakat ne yazık ki, streaming platformları bana ya bu bilgileri vermiyor, ya eksik ya da hatalı veriyor.
Müzik yazarları da kayıtsız kalamıyor
Sevgili arkadaşım Berna Ece Gündüz ile birlikte hazırladığımız edebiyat podcasti Ahbab-ı Literatür’ün dokuzuncu bölümüne müzik, öykü ve roman yazarı Doğu Yücel konuk oldu. Kendisini kurgu metinleriyle tanıyor olabilirsiniz ancak çok uzun yıllar müzik dergilerinde yazarlık yapmış, bana da kariyer hayalleri kurduğum lise yıllarımda müthiş derecede ilham olmuş bir yazar…
Kendisine sorarken en çok heyecanlandığım ve cevabını merak ettiğim soru “Müzik dergilerine ne oldu? Biz artık neden müzikle ilgili yazıları daha az okuyoruz, internetten müzik dinlememiz bunun tek nedeni miydi?” sorusuydu. Verdiği cevap inanılmaz derecede tatmin edici ve benim kafamda bir süre önce oluşan streaming platformlarına yönelik sorgulayıcı düşünceleri de destekler nitelikteydi. Kaydın tamamını dinlemenizi çok isterim.
Doğu Yücel özetle “Müziğe bakış açımız bir şekilde değişti. Artık müzik eserlerine dair metadatalar bile eksik ve ilgimizi kaybettik” diyor. Ki haklı, zira artık bir şarkıda kimlerin emeğinin geçtiğinden asla haberdar değiliz. İnternet bize kolay dinlemenin yanında kolay kaybetme fırsatı veriyor. Ekstra merak etmezseniz, bu tür gerekli bilgileri gözünüzün önünde tutmuyor. Neden olduğu belirsiz bir uygulama bu.
Önce booklet gitti, sonra da dergiler
CD ve kasetlerin yerini büsbütün dijital platformlara bırakmasıyla öncelikle booklet kavramını yitirdik. Elimizde albümdeki şarkıların tamamını derleyip toplayan o küçük kitapçıklar yok artık. Elimizde istikrarlı bir şekilde yayın yapan ve basılan müzik dergisi de neredeyse kalmadı. Bundan 10–15 sene önce adını anarken sesimizin titrediği dergilerden şu an kaç tanesi yayınına devam ediyor? O dergilerde okurken heyecanlandığımız onca bilgi nereye kayboldu?
İnternete taşındılar elbette. Ancak örneğin Spotify’da eğer müzik şirketi detaylı bilgi vermezse bu tarz kilit verilere ulaşmak mümkün değil. Belki müzik şirketleri vermiyor, belki streaming platformları üzerine eğilmiyor, belki de tüm bu beklilerin kesişimi olan bir durumla karşı karşıyayız.
İnternet bizi ilgilenirken mutlu olduğumuz ve yalnızca fiziksel olarak edindiğimiz müzik albümünün içinde yer alan bilgilerden bir şekilde uzaklaştırdı ve kendimizi artık bu bilgilerle ilgilenmezken bulduk. Spotify’da herhangi bir şarkıyla ilgili tatmin edici bilgiye ulaşma ihtimaliniz sıfıra yakın. Daha trajik olanı, bunun farkına varamayacak kadar normalleştirdik zihnimizde bu eksikliği.
İyi işlenmiş bir müzik bilgisinin (metadata) içinde elbette yalnızca albüm adının ve kayıt yılının bulunması tek başına yeterli değil. Besteci, söz yazarı, katkıda bulunanlar sekmeleri de Spotify’da bulunuyor. Ancak bu veriler, çok büyük oranda boş. Haliyle, bu konuda gerçek anlamda bir erişim sıkıntısı yaşanıyor. Üstelik, ne yazık ki, esas sorun klasik batı müziğinde ortaya çıkıyor.
Idagio: ‘Yapabilene’ ayrıca abone olmalısın

Spotify ve benzer streaming servisleri, en çok klasik batı müziğinde çuvallıyor. Bunun nedeni, aslında bu türün düpedüz ‘okunmasının’ gerekliliği. Zira tek başına eser adı ve eseri kaydeden müzisyenin adı hiçbir şey ifade etmiyor. Eserler ‘movement’lardan oluşuyor. Bu movementlar’ın tertemiz bir şekilde işlenmesi gerekiyor. Eh, bir de işin opus numarası kısmı var tabii. Görünüşe göre de bu bilgilerin tamamının yalnıza ‘Şarkı adı’ kısmına işlenmesi de yeterli olmuyor bu platformlarda. Ayrıca, klasik müzik dinleyicilerinin fiilen CD’lerle bu kadar haşır neşir olmaya devam etmesinin nedeni de muhtemelen bu. Booklet’ler, klasik batı müziğinde büyük önem arz ediyor.
Klasik müzikteki bu streaming açığını fark eden Almanya merkezli Idagio, bu konuda gerçek bir çözüm sunuyor. Hem pek çok albümün booklet’ine ulaşabiliyorsunuz hem de metadata sistemi çok detaylı. Ayrıca, elbette özel playlistler oluşturuyorlar ve bu playlistler, çoğunlukla insan eliyle hazırlanıyor. Besteciler, müzisyenler ve eserlerle ilgili bilgiler de bir araya geliyor.
Ancak burada şöyle bir sorunla karşılaşıyoruz; klasik müzikle ilgili detaylı bir müzik dinleme deneyimi yaşamak istiyorsunuz fakat bunun yanında farklı müzik türlerini de dinlemeyi seviyorsunuz. Yani ne tam olarak Spotify kullanıcısı ne de büsbütün Idagio dinleyicisisiniz. Ne yapacaksınız o zaman? Bu iki platforma birden para mı ödeyeceksiniz? Ya da, tamam belki ödemek isteyebilirsiniz, ben böyle sürdürüyorum mesela durumu. Fakat, bunu böyle yapmak zorunda mıyız?
Sleevenotes: Bir müzisyenin elinden çözüm

Bir de işin benim pek olumsuz eleştiride bulunmak istemediğim Apple Müzik cephesi var. Apple Müzik, kesinlikle bu konuyu Spotify’dan çok daha temiz hallediyor. Ayrıca, pek çok albümle ilgili bazısı basın bülteninden, bazısı tanıtım yazısından alınmış, bazıları ise bire bir Apple Müzik editörleri tarafından hazırlanmış şahane metinler karşınıza albüm sayfasına girdiğinizde. Apple Müzik’in eksiği Spotify’a göre çok daha az. Ancak elbette bu platformun da eksiksiz olduğunu söylemek mümkün değil.
Müzisyen Tom Vek, şu an için yalnızca Apple Müzik entegrasyonu bulunan bir mobil uygulama fikriyle bir süredir dikkat çekici bir iş yapıyor.
Sleevenotes, Apple Müzik arşivinize eklediğiniz albümlerin –aslında bunlardan bazılarının- bookletlerine ulaşmanızı sağlıyor. İlerleyen zamanlarda ihtiyacın daha da artacağını düşünüyorum. Eğer Tom Vek gerçekten üzerinde durursa, tanınma ve sık kullanılma şansı var. Bakarsınız, komple Apple Müzik’e büsbütün entegre bir hizmet haline gelir. Belli mi olur?
Streaming servislerinin müziğin bilgisini ihmal etmemesini, dinleyicilerin de müziğin bilgisini ısrarla talep etmesini hayal edince dünya başka bir yere dönüşüveriyor. Hepimiz biraz daha sorumluluk almalıyız sanırım. Yapabiliriz.
***
Bu yazı, 14 Mart 2021 tarihinde, Medium blogumda yayınlandı. Bu bloga aktardığım için, o platformdan silindi.
Güncel müzik yazılarıma Dark Blue Notes, Muhabbir ve Benim Müziğim üzerinde devam ediyorum.
Yorum bırakın