Müzik dinleme deneyimini telefon sağlayabiliyor mu?

2019’da Milliyet web sitesi için yazdığım bir yazıda, müzik dinlemek için cep telefonlarını kullanmanın hiç değilse bana yeterli gelmediğini ifade eden bir yazı yazmışım. Yazı kısa olsa da ve aslında şimdi olsa değinmek isteyebileceğim daha fazla şey olsa da aslında ana fikri bana göre özetliyor. O zamanlar gün içinde kendime hedef bir yazı sayısı belirleyip,…

2019’da Milliyet web sitesi için yazdığım bir yazıda, müzik dinlemek için cep telefonlarını kullanmanın hiç değilse bana yeterli gelmediğini ifade eden bir yazı yazmışım.

Yazı kısa olsa da ve aslında şimdi olsa değinmek isteyebileceğim daha fazla şey olsa da aslında ana fikri bana göre özetliyor. O zamanlar gün içinde kendime hedef bir yazı sayısı belirleyip, o sayıya ulaşmayı deniyordum. Bunu da kendi üslubumu kaybetmeden ve konu seçimi konusunda basite kaçmadan yapmaya çalışıyordum. Dolayısıyla bu tür konulara da girmek hoşuma gidiyordu.

Müzik dinlemek için plak, CD gibi araçları hala kullanan bir dinleyiciyim. Evde müzik dinlemeyi seviyor ve hatta önemsiyorum. Fakat hala yolculuk sırasında yalnızca telefonumu kullanıyorum ben de. Dolayısıyla aslında bu yazının bahsettiği şeyleri kendi adıma da tam olarak gerçekleştirememişim. Şimdi olsa mesela bir iPod Touch ile hayatıma devam etmeyi galiba çok isterim. Müzik dinlemeyi daha “odaklı” bir şekilde sürdürebilmek için sanırım bir şeyleri müzikten ayırmak gerekiyor.

Hala iTunes’tan albüm satın alan o adam

Ha ama tabii 2019’da aşağıda linkini bulabileceğiniz yazıyı yazan ve 2023 yılında da hala iTunes’tan albüm satın alan bir adamın bu konuda söylediği şeyler çok dikkate değer mi? Yani ya da dikkate değerse bile güncel mi; bilmiyorum. Çünkü çağdaş müzik dinleme deneyimini yakalamakta zorlandığım ortada. Nasıl oluyor bilmiyorum ama streaming servislerini kullanmama rağmen müzik dinleme sürecinde aldığım keyfi düşürdüğünü de ifade etmem gerek.

Telefondan müzik dinlemek neden yeterli değil?

Yazıda bahsettiğim ve işin açıkçası bahsettiğimi bile unuttuğum şeylerden biri, müziğin aslında telefonun bir yan özelliği olarak orada durması. Şundan bahsediyorum; telefonlar aslında işte haberleşmek için üretilen ve günümüzde de fiilen ona göre geliştirilen “yaratıklar”. Dolayısıyla, müzik ikinci, üçüncü, bazen on yedinci planda kalıyor. Beni üzen ve zorlayan kısmı bu. Bir diğer yandan da, cep telefonları “hareket halinde” kullanmamıza olanak sağlayacak şekilde tasarlandığı için, deneyim bazında bana göre müzik denilen şu tuhaf ve güzel şeyi daraltıp cebe sığdırıyor. Beceremediğim şeylerden biri de bu.

Linkte bulacağınız küçük yazı, bunlardan bahsediyor. Ne kadar iyi bir yazı olduğu ya da yeterli argümanları kapsayıp kapsamadığı tartışılır. Bu arada; galiba o dönem daha net rahatsızmışım bu konudan. Zamanla fikirlerimin köşeleri körelmiş, daha az keskinim artık. Yine de, kablosuz hoparlörleri hala neredeyse hiç sevmiyorum. Hele şu İstanbul’un bazı sahillerinde kullanılan hoparlörleri… Felaket yoruyorlar beni!

Blogun ilk yazısının da bu müzikal yakınma olmasını istedim. Böylece aslında bu blogu tutan kişinib nasıl biri olduğunu biraz daha anlamanıza da yardımcı olacağını düşünüyorum. Buyursunlar.

Milliyet.com.tr’de yayınlanan yazıya ulaşmak için tıklayın.

Yorum bırakın